• Tarih: 2013 Şubat 01

Peygamber'imizin Medine'deki Son Hutbesi[i] (1)


           

Bu, Resulullah (sav)’in kötü ameller hakkında buyurduğu hutbenin tercümesidir.

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

Bu hutbeyi Muhammed b. Musa b. Mütevekkil (r.a), o da Muhammed b. Cafer’den, o da Musa b. İmran’dan, o da amcası Hüseyin b. Yezid’den, o da Hammad b. Amr-i Nasibi’den, o da Ebu’l- Hasanî Horasani’den, o da Meysere b. Abdullah’dan, o da Ebu Aişe-i Sa’d’dan, o da Yezid b. Ömer b. Abdulaziz’den, o da Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan, o da Abdullah b. Abbas’tan... şöyle nakletmiştir:

 

Allah’ın elçisi vefatından bir kaç gün önce bize bir hutbe okudu. Bu hutbe Hazretin Medine’de irat ettiği en son hutbesi idi. Nitekim bu hutbeyi buyurduktan kısa bir müddet sonra Allah’ın rahmetine kavuştu. Allah’ın Resulü bizlere öyle bir şekilde vaaz etti ki gözler dolmaya, kalpler çarpmaya, bedenler titremeye ve sinirler gerilmeye başladı. İlk önce Bilal’a halkı çağırmasını söyledi. Herkes toplandıktan sonra O Hazret evinden gelip minbere çıktı. Önce üç defa; “Ey insanlar, öne doğru gelin, arkanızda olanlara da yer açın” diye buyurdu. Herkes boş yer kalmayacak şekilde öne gelip birbirlerinin yanında oturdular. Halk arkalarına baktıklarında hiç kimseyi görmemişlerdi. Yine “Ey insanlar! Yakına gelin, başkalarına da yer verin” diye buyurdu. Birisi: “Ya Resulellah kimin için yer açalım” dedi. O da; “Meleklere yer açın. Zira onlar önünüzde ve arkanızda değil de sağınızda ve solunuzda olsunlar” diye buyurdu.

 

Birisi: “Ya Resulellah niçin onlar önümüzde ve arkamızda olmasınlar ki? Acaba onlar mı bizden üstün yoksa bizler mi onlardan üstünüz?” diye sordu. Resulullah (sav) konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“Hamd Allah’a mahsustur, O’na tevekkül edelim, O’ndan başka ma’bud olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve Resulü olduğuna şehadet edelim. Kötü huylarımızdan, kötü işlerimizden Allah’a sığınalım. Allah, kimin kılavuzu, yol göstericisi olursa hiçbir kimse o adamı yolundan alıkoyamaz ve saptıramaz; Allah her kimi de kendi haline bırakırsa o da kılavuzsuz kalır. ey insanlar! Bu ümmetin içerisinde (inançları engelleyen ve batıl şeyleri savunan) yalancı otuz kişi vardır. Onların ilki San’â[ii] ve Yemâme[iii] de ortaya çıkacaktır.

 

Ey insanlar! Kim “tevhid”e ikrar edip “Lâ ilahe illellah” kelimesini başka bir şey karıştırmadan halisane bir şekilde söyleyip Allah’a kavuşursa cennete gidecektir.

 

Hz. Ali b. Ebu Talip (a.s) ayağa kalkıp; “Anam babam sana feda olsun Ya Resulellah, bu kelimeye hiç bir şey karıştırmaksızın nasıl halisâne söyleyebiliriz? Onun haddini tanımamız için bize iyice açıklayabilir misiniz?”

 

Resulullah (sav) şöyle buyurdular: “İnsan dünya için, mal toplama hırsı ve benzeri şeyler için bu kelimeyi söylememelidir. Böylelerin sözleri, iyi kimselerin sözleridir, ama amelleri zalimlerin ve kötü kimselerin işleridir. (Tevhide şehadet edip fisk-u fücur işlerin tümünü yaparlar). Öyleyse kim Alla’a kavuştuğunda “Lâ ilahe illellah” kelimesini söylerse Cennete gider. Eğer dünyaya bağlanıp ahireti terkederse de Cehenneme gider.

Kim bir mahkemede bir zalimi müdafaa etmeyi üstlenirse veya onun zulüm yapması için ona yardım ederse, ölüm meleği (Azrail) onun başının üzerine gelerek kendisine Allah’ın lânetini ve cehennemin ateşinde ebedi kalacağını bildirir. Bu onun için çok kötü bir kader ve sonuçtur.

 

Kim ihtiyacının giderilmesi için zalim bir hükümdarın yanında kendisini küçültürse ve ona boyun eğerse cehennemde onunla ayını yerde ve birlikte olurlar.

 

Kim bir hükümdarın zulüm etmesine kılavuzluk yaparsa, Hâman (Firavunun veziri) ile cehennemde beraber olur; onun ve zalim hükümdarın azabı, bütün cehennem ehlinin azabından daha şiddetli olur.[iv]

 

Kim bir zengine dünya malı arzusu ile hürmet eder veya onu severse, Allah-u Teala ona gazap eder ve cehennemin en aşağı tabakasında Karun ile bir yerde olur.

 

Kim riya, gösteriş ve şöhret kazanmak için kendisine bir ev yaparsa, kıyamet günü o evi, yerin yedin tabakasına dek onun omzuna yüklerler. Sonra o evi ateşte kızarılmış bir tasma gibi onun boynuna geçirirler; sonra da o halde onu cehenneme atarlar.”

Ey Allah’ın Resulü, riya ve ün kazanmak için nasıl yapar? dediğimizde şöyle buyurdu: “Şanından veya ihtiyacından fazla veya gösteriş ve diğerlerine iftihar etmek için bir ev yaparsa.”

 

Kim bir işçinin ücretinde Haksızlık yaparsa, Allah yaptığı amelleri kökten yok eder ve beş yüz yıllık yetişen cennettin kokusunu ona haram kılar.

 

Kim komşusunun bir karış yerini gasp ederse Allah teala kıyamet günü o gasp ettiği yeri, yerin yedinci tabakasına kadar ateşten bir tasma gibi onun boynuna geçirip onu cehenneme sokar.

 

Kim Kuran-ı öğrenir de kasten onu unutursa, kıyamet gününde zincir ile bağlanır ve eli olmaksızın Allah’ın huzuruna çıkar. Allah-u teala, öğrenip unuttuğu her bir ayet için ona bir yılan musallat eder.

 

Kim kur’an’ı öğrenip onunla amel etmez dünya sevgisi ve süsüne düşkün olup onu ahirete tercih ederse Allah’ın gazabına uğrar. Allah’ın kitabını arkalarına atan Yahudi ve Nasraniler ile de bir seviyede olur...

 

Kim Yahudi, Hıristiyan, Mecusi, hür veya köle olan bir müslüman veya herhangi bir müslüman veya herhangi bir hanımla haram yoldan temasta bulunursa Allah-u Teala, içerisinden yılanlar, akrepler ve ateş kıvılcımları çıkan Cehennem kapılarından üç yüz bin kapıyı onun kabrine açar. Bu şekilde kıyamete kadar yanar; ve bütün insanlar onun avret yerlerinin kokusundan ıstırap çekerler; yine o cehennem ateşine götürmelerine emredilen ve kıyamet gününe kadar bu kokuyla tanınır. Mahşer ehlinin hepsi bütün azap ve işkenceleriyle birlikte onun kokusundan eziyet çekerler. Çünkü bu, Allah’ın kötü işleri haram etmesinden dolayıdır. Hiç bir kimse Allah-u Teala’dan daha kıskanç olamaz. Fahişelik ve azgınlığı yasaklaması ve onlara hadd ceza tayin etmesi onun namus hakkında kıskanç olmasındandır.

 

Kim komşusunun evine baş vurarak bir kişinin avret mahalline veya bir hanımın saçına bakar veya onun bedeninden bir yerini görürse, dünyada halkın noksanlıklarını arayan münafıklar ile birlikte onu Cehenneme atmak Allah’ın üzerine hak olur. Allah onu rezil etmeyince o adam dünyadan gitmez ve Allah’ kıyamet gününde de halkın önünde onun avret mahallini ve noksanlıklarını aşikar edecektir.

 

Kim geçim sıkıntısından dolayı Allah’a kızar, mukadder olan rızka kanaat etmez, onun ve bunun yanında şikayet eder ve sabırlı olmazsa, ondan hayır bir iş Allah-u Teala’nın huzuruna yükselmez, kıyamet gününde de Allah’ı gazaplı olarak görür.

 

Kim gösteriş için bir elbise giyerse Allah-u Teala onu kabriyle birlikte cehennemin bir köşesinden aşağı atar; gökler yerler durduğu müddetçe de durmadan öyle aşağı düşer. Nitekim Karun da bir elbise giyip onunla başkalarına kibirlendi ve yere gömüldü, kıyamet gününe kader da öylece yere gömülür.

 

Kim gösteriş ve iftihar için helal parayla helal bir hanım alırsa, Allah-u Azze Celle ona zillet ve dalaletten başka bir sev vermez, o hanımdan aldığı zevk miktarınsa onu cehennemin bir kösesinde saklayıp daha sonra derinliği yetmiş yıl yol çeken bir çukura atar.

 

Kim bir hanımın mehrini vermez veya mehrine hıyanet edip veya onu ödemekte haksızlık yaparsa, Allah’ın yanında bu adamın hükmü, zina edenin hükmündedir. Kıyamet günü Allah ona der ki: “Kendi cariyemi evlendirdim, senden ahit aldım, sense benimle yaptığın ahde vefa etmedin. (Binaenaleyh) Allah-u Teala’nın kendisi o hanımın hakkını onda almaya vekil olur. Onun bütün sevapları, hanımın hakkının yerini dolduramaz, noksan gelir, bu durumda onu cehenneme götürmeleri emredilir.

 

Kim ettiği hak bir şahadetten dönüp onu inkar ederse, Allah-u Teala kıyamet günü bütün mahlukatın huzurunda etini kendisine yedirir; dilini çiğnenmiş bir lokmayı çevirdiği gibi ağzında çevirerek cehenneme vasıl olur.

 

Kimin iki hanımı olur yatmasında, nafakasında, malında o ikisinin arasında adaletsizlik yaparsa, cehenneme atılana dek kıyamet günü boynunda zincir ve bedeni arızalı, yani bedeninin her tarafı felç olarak haşr olur.

 

Kim haksızlık yaparak komşusunu incitirse Allah-u Teala ona cennetin kokusunu haram kılar ve onun kalacak yeri ise cehennem olur. Biliniz ki Allah-u Azze ve Celle komşuluk hakkından sual edecek ve kim komşuluk hakkına riayet etmez ve onu zayi ederse, biz m üslümanlardan olmayacaktır.

 

Kim fakir bir müslümana fakirliğinden dolayı ihanet eder ve onu hakir sayarsa şüphesiz Allah-u Teala’nın hakkını küçük saymıştır.

 

O fakiri kendisinden razı etmeyinceye kadar Allah-u Teala ona sürekli olarak gazap ve nefret eder; ve kim fakir bir müslümana ihtiram gösterirse Allah-u Teala’yı kıyamet günü, yüzüne güldüğü halde görür (yani Allah’ın razı olduğu makama erişir).

Kim dünya ve ahireti seçmek için serbest bırakılır da dünyayı ahirete tercih edip onu seçerse, kendisini cehennem ateşinden kurtaracak hiç bir sevabı kalmadığı halde Allah’ın huzuruna çıkar. Kim dünyayı terkedip ahireti seçerse kıyamet günü Allah’ın kendisinden razı olduğu bir halde Allah’ın huzuruna çıkar…

 

Kim bir malı, haram yoldan elde ederse Allah, onun sadaka, köle azad etmek, Hac ve Umre gibi hiçbir hayır amelini kabul etmez. Bu işler miktarınsa onun amel defterine günah kaydeder. Öldükten sonra o maldan her ne kadarı kalırsa, cehennem yolculuğunda ona azık olur. Kim ki bir haram mal bulur, Allah korkusundan o malı götürmezse, Allah’ın muhabbet ve geniş rahmetine nail olur; ve o kimsenin cennete götürülmesi emredilir.

Kim namahrem bir hanımla tokalarşırsa kıyamet günü elleri boynuna bağlı olarak haşr olur, sonra da cehenneme atmaları emredilir.

 

Kim namahrem bir hanımla şakalaşır veya oynaşırsa dünyada onunla konuştuğu her bir kelimeye karşılık binyıl cehenneme ateşinde hapsedilir.

 

Kim namahrem bir hanımla şakalaşır veya oynaşırsa dünyada onunla konuştuğu her bir kelimeye karşılık bin yıl cehenneme ateşinde hapsedilir. Eğer o hanım isteyerek kendisini onun ihtiyarına bırakır ve erkek de şeriatin izin vermediği bir yoldan onu kucaklar, öper veya onunla temasta bulunursa, ya da erkeğin ondan lezzet alması için şakalaşırsa erkeğe olan günah, o kadına da vardır. Eğer kadın razı olmadan erkek, zorla ondan herhangi bir zevk alırsa, her ikisinin günahı da erkeğin boynuna yüklenir.

 

Kim alış verişte bir müslümana hile yaparsa biz müslümanlardan değildir; kıyamet gününde yahudilerle haşrolur. Zira müamelede halka hainlik yapan bir kimse müslüman değildir.

Kim komşusunun ihtiyacı olduğu kab-kaşığı ondan esirgerse, Allah da kıyamet günü fal ve rahmetini ondan esirgeyip onu kendi başına bırakır;Allah Teala kimi kendi başına bırakırsa helak olur ve Allah da onun hiçbir özrünü kabul etmez.

 

Kimin kendisine eziyet eden bir hanımı olursa, eğer o hanım ömrünüm hepsini oruç tutar, geceleri ibadet eder, köleleri kölelik zincirinden kurtarır ve Allah yolunda sadaka verirse, Allah-u Teala onun ne namazını ve ne de hayır bir işini, kocasına yardım edip onu kendisinden razı etmedikçe kabul etmez;herkesten önca cehenneme dahil olan o kadın olur. Resulullah (sav) daha sonra şöyle buyurdu: “Erkek de eğer kendi hanımına eziyet eder veya ona zulüm yaparsa aynı günah ve aynı azap onun için de sözkonusudur.”

 

Kim bir müslümanın yüzüne bir tokat vurursa, Allah kıyamet gününde onun kemiklerini birbirinden ayırır, daha sonra cehenneme ateşini ona musallat eder ve cehenneme gitmek için de boynunda zincir bulunduğu halde mahşere getirilir.

 

Kim kalbinde bir müslüman kardeşine karşı kin beslediği halde geceyi sabahlarsa veya onun hakkında kötü bir iş, veya hiyanet yapmayı düşünürse, geceyi Allah-u Teala’nın gazabıyla sabahlamış olur. Gündüz de yine tövbe edip o fikrinden dönene kadar böylece Allah’ın gazabında olur. Eğer bu halde ölürse, İslam dini ile dünyadan gitmemiş olacaktır.” Daha sonra Resulullah (sav) üç defa tekrarlayarak şöyle buyurdu: Biliniz ki bir müslümana hile yapan kimse biz müslümanlardan olmayacaktır.

 

Kim zalim bir hükümdarın eline bir kırbaç verirse, Allah o kırbaçı, 60 bin zıra uzunluğunda (bir zıra 140 santimetredir) bir yılan şeklinde, ebedi kalacağı cehennemde ona musallat eder.

 

Kim bir müslüman kardeşinin arkasından dedi kodu yaparsa, orucu ve abdesti batıl olur.[v] Eğer bu halde ölürse Allah’ın helal ettiğini haram saydığı halde ölmüştür.

Kim iki adamın arasında laf taşımak ve arabuzuculuk yapmak kastıyla adım atarsa Allah, kabirde onu kıyamete kadar yakacak bir ateşi ona musallat eder. Kabirden çıktığı zaman da Allah o şahisa, cehenneme gidene dek bedeninin etini ısıran sıyah bir ejderi ona musallat kılar.

 

Kim öfkesini sakinleştirip müslüman kardeşinin suçundan geçer ve sabrederse, Allah-u Teala ona bir şehidin mükafatını verir.

 

Kim fakır bir adama sertlik ve acı çektirerek zulmeder, onu aşağı ve hakir görürse, Allah; kıyamet günü o adamı cehenneme atana kadar büyüklüğü bir zerre kadar olan insan şeklinde haşr olur. Kim bir mecliste aynı din veya mezhepten ve aynı inançdan olan kardeşi hakkında kötü söz ve dedikodu işitip onu rededer ve onu savunursa Allah, dünya ve ahirette bin çeşit şer ve kötülüğü ondan geri çevirir. Eğer dedikoduyu işitip onu reddetmez, hatta hoşuna giderse, onun günahı ve cezası, dedikoduluk yapan kimsenin ve hakkında kötü söyleyen şahsın günahı ve cezası gibidir.

 

Kim namuslu bir kişiye veya bir kadına töhmet ederse Allah, onun hayır işlerini yok eder ve kıyamet günü 70 bin melek onu arkadan ve önden kırbaçla döverler; yılan ve akrepler onun bedenini ısırır, daha sonra da onu ateşe atmaları emredilir.

 

Kim bu dünyada şarap içerse Allah, öbür dünyada engerek, siyah yılan ve akreplerin zehirinden bir kadeh şerbeta, ona içirmek için hazırlar; ağzına kaldırıp içmek istediğinde de daha içmeden yüzünün eti o kadehin içine dökülür; içtiği zaman, bedeninin ve derisinin hepsi kokmuş murdar bir şey gibi birbirinden ayrılır; mahşer ehli onun pisliğinden, cehenneme götürülmesi emrolunana kadar zahmet içerisinde olurlar. Şarap içen, şarap yapan ve şarap hazırlayanların hepsi cehennem ateşinde yanacaklardın. şarabı satan, alan taşıyan, teslim alan ve onun kiymetini ölçüp biçenlerin hepsi onun rezilliğinde ve günahında eşittirler. Evet dikatti olunuz ki, kim o şarabı yahudi, hırıstiyan, mecusi veya diğer milletlerden herhangi birine içirirse onun günahı, o şarabı içen ile aynı olacaktır. Yine size hatırlatayım ki kim onu bir başkası için alır veya satarsa, Allah onun namazını, orucunu, haccını ve de umresini kabul etmez; tövbe edip ondan el çekerse o başka. Evet tövbe etmeden ölürse dünyada onun içtiği her bir yuduma karşılık, cehennemin irin ve pisliğinden ona içirmek Allah’a haktır.”

Daha sora Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Biliniz ki, Allah-u Teala, bilhassa şarabı ve diğer bütün sarhoş eden şeyleri, her ne çeşit olursa olsun haram etmiştir. Evet her sarhoş edici şey haramdır.

             

Kim faiz yerse, Allah onun kamını yediği faiz miktarınca cehennem ateşiyle doldurur. Eğer faizli maldan servet elde ederse Allah o kimsenin hiçbir (hayır) amelini kabul etmez. O maldan bir parçası bile onun yanında kaldığı müddetçe Allah ve melekler, devamlı olarak ona lanet okurlar.

 

Kim bu dünyada bir emanete hıyanet eder, sahibine geri vermezse İslam dininden başka bir din üzere ölmüştür. Allah-u Teala’nın huzuruna, ona gazap ettiği halde çıkar; o zaman onu cehenneme götürmeleri emrolunur. Sonra onu cehennem’in bir köşesine atarlar ve orada ebedi kalanlarla birlikte olur.

 

Kim bir müslümanın veya bir zimmi kafirin veya halktan herhangi birinin aleyhine yalan yere şahitlik ederse, kıyamet günü onu dilinden asarlar ve münafıklarla da cehennemin dibinde beraber ve sırdaş olur.

 

Kim kendi kölesi veya hizmetçisine “defol, seni istemiyorum, mesut olmayasın” derse Allah-u Teala da kıyamet günü ona: “Ateşe gir, yani defol git cehenneme” der.

 

Kim daimi nikahında olan hanımını fidye verecek ve mehriyesini bağışlamaya hazır olacak şekilde baskı altına alıp eziyet ederse Allah-u Teala, onun cezası için cehennem ateşinden başka bir şeye razı olmaz. Çünkü Allah-u Teala yetimin hakkında gazaplandığı gibi, kadın ve onların hakkı için de gazaplanır.

 

Kim bir hükümdarın yanına gidip bir din kardeşinin hakkında dedikodu yapar, o hükümdar tarafından dedikodusunu yaptığı din kardeşine bir kötülük veya bir eziyet yapılmazsa Allah Teala dedikodu yapan adamın yaptığı bütün amelleri yok eder. Eğer o hükümdar tarafından ona bir kötülük veya bir eziyet dokunursa, Allah o adamı Hâman’ın olduğu cehenneme atar.

 

Kim Kur’an’ı, ün kazanmak için tilavet eder, ya da bu okuma karşılığında bir şey isterse, kıyamet günü, yüzünde eti olmaksızın (yani çirkin bir yüzle veya Allah’ın indinde haysiyetsiz olarak) Allah’ın huzuruna çıkar, cehennem’e girene dek, Kur’an devamlı olarak onun kafasına vurur ve cehennem’e düşenlerle birlikte o da cehennem’e düşer.

 

Kim Kur’an’ı okur ve ona amel etmezse, Allah kıyamet günü onu kör olarak haşr eder; sonra o adam şöyle der: “Allah’ım neden kör olmadığım halde beni kör olarak haşrettin?" Allah”cevabında: “Evet böyledir, ayetlerimiz sana ulaştı, sen ise onu terk edip amer etmedin” Ve ona: “Böylece bu günde biz de seni terk ettik” der.

 

Kim gasbedilmiş bir malın, gasp edilmiş olduğunu bildiği halde o malı alırsa, o gasbın günah ve rezilliği açısından gasbeden kimse gibi olur.

 

Kim bir kadınla bir erkeği haram yoldan birbirlerine yaklaştırırsa (pezevenklik yaparsa) Allah-u Sübhan, cenneti ona haram eder ve onu cehenneme götürür ve gideceği yer de çok kötü bir yerdir. Bu dünyada da canını teslim edene kadar daima Allah’ın gazabında olur.

Kim bir müslümana hile yapar veya hıyanet ederse, Allah onun rızkının bereketini kaldırır, yaşantısını perişan eder ve onu kendi başına bırakır.

 

Kim çalınmış bir malı çalıntı olduğunu bildiği halde alırsa, o malı çalan şahıstan hiç bir farkı olmaz; her ikisi de onun rezillik ve günahında ortak olurlar.



[i] Bu hadis Şeyh Saduk’un “İkabl’ul- A’mal” kitabından tercüme edilmiştir. Şeyh Saduk (İbn-i Babeveyh Ebu Cafer Muhammed ibn-i Ali ibn-i el Huseyn-i Kummî) (r.a) Hicri 381 de vefat etmiştir.

[ii] San’a’da ortaya çıkmış olan birinci halife döneminde Ka’bi Anes’tir. peygamberlik iddiası eden ve öldürülen Esved ibn-i Ka’bi Anes’tir.

[iii] Yemame’de ortaya çıkmış olan ise ikinci halife zamanında peygamberlik iddiası edip Vahşinin eliyle öldürülen Müseylemet'ül- Kezap'tır.

[iv] Hâman, Hz. Musa zamanında bir kaç kişiyle birlikte Beni İsrail’in çocuklarının öldürülmesini, hanımlarının diri kalmasını Firavun’a öneren şahıs idi.

[v] Oruç ve abdestin batıl olmasından maksat, onların sevabının yok olmasıdır. Zira dedi kodu orucu ve abdesti bozan şeylerden değildir.


  • Sayı(0) AvgRating
    0 0 0 0 0
    İmtiyazınız
    Ad:


    Soyad:


    Yorum:
          Yorum Listesi
Copyright © 2009 The AhlulBayt World Assembly . All right reserved